Türkiye’de ortalama bir lise mezunu, üniversiteyi ne yazık ki bir amaç olarak algılıyor. Yıllar süren anlamsız ve yıpratıcı bir yarış sonrası üniversiteye girdiğinde işin zor kısmının arkada kaldığını ve bundan sonrasının kolay olacağını düşünüyor. Oysa bu çok büyük bir yanılgı. Ülkemizde kültürel, tarihi ve ekonomik nedenlerden dolayı üniversite öncesi eğitim ne yazık ki hiçbir zaman eleştirel ve analitik düşünen, gerçeği arayan, meraklı, kendine güvenen, bağımsız ve ömür boyu profesyonel başarı için gereken yetkinliklere sahip bireyler yetiştirmeyi hedeflemedi. Üstüne üstlük dünyada eşi benzeri az bulunan cinsten, çoktan seçmeli, tek bir sınava dayalı merkezi yerleştirme sistemi, Türk orta eğitim sistemini tümüyle çökertti. Öğrenciler zamanlarını ve paralarını üniversite ile ilgisi olmayan “üniversiteye hazırlık” programlarına harcadılar. Bir ülkenin geleceğinin ancak bu kadar başarılı bir şekilde karartılabileceğini, hatta sabote edilebileceğini düşünüyorum. Bu eğitim faciasının günahı da sevabı da bize ait; bozan da, düzeltmek zorunda olan da biziz. Peki, bu çağ dışı sosyal deney sırasında yıllardır yanlış yönlendirdiğimiz gençlerimize ne olacak? Konu üzerine cilt cilt kitaplar yazılabileceğinin farkındayım. Ben sadece öğrencilerin işine yarayabileceğini umduğum bazı pratik önerilerde bulunacağım.
10 sayfalık pdf dosyası: fark_yaratmak
One Response
Hocam, dediğiniz her konuda çok haklısınız. Taze bir YetGen öğrencisi olarak tespitlerinizin sadece mantıksal çıkarımlar yerine gözlemlerinize de dayandığını, bu yazı ile 08/04/2021de aldığım kariyer planlama dersini karşılaştırdığımda fark ettim. İkisininde içeriği hemen hemen aynı.
Bu yazıyı bugün itibariyle 7 yıl önce yazmışsınız ve hala güncelliğini tamamen koruyor. Açıkçası buna sevinmeli miyim üzülmeli miyim bilemedim. Kendi açımdan buna seviniyorum, çünkü YetGen’de kaliteli bir eğitim alacağıma şu anda emin oldum. Ülkem açısından ise buna çok üzülüyorum, çünkü canım ülkem 7 yılda bu konularda neredeyse hiçbir ilerleme göstermemiş.
Comments are closed.