Girişimcilik Söyleşiler

Bilgi Çağı Dergisi Röportajı

1. Türkiye’de inovasyonun finansmanı için çeşitli destek mekanizmaları mevcut. Bu mekanizmaların işleyişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Eleştirdiğiniz yönleri var mı?

İnovasyonun finansmanında devlet hibelerinin yalnız başına kullanılmasını yanlış buluyorum. İnovasyonun ticarileştirilmesinde, yani girişimcilikte kanımca en önemli sorun finansman değil. Hatta günümüzde finansman sorun olmaktan tamamen çıktı diyebilirim çünkü Türkiye’de yatırım yapmaya çalışan hem yerli hem yabancı birçok girişim sermayesi şirketi mevcut. Kanımca bir girişimin başarıya ulaşması için en önemli konu mentorluk ve koçluk. Bunun en iyi şekilde yapılabilmesi için mutlaka girişim ile ekonomik bir bağı olan ve sekörü tanıyan birilerinin işin içinde olması gerek. Yani işin başından beri özel sektörün işin içinde olması gerektiğine inanıyorum. Devlet hibeleri özel sektör yatırımı ile birlikte gerçekleşirse girişimin başarı şansı çok yükselir.

2. Bir inovasyonun finansmanı söz konusu olduğunda yatırımcılar hangi aşamada devreye girmeli? Neden?

Yatırımcıların her aşamada devrede olması gerektiğini düşünüyorum. Girişimcinin rahat bir şekilde işe odaklanabilmesi, ortaya bir prototip çıkarabilmesi ve bir iş planı yapabilmesi için en başta 10,000 – 50,000 TL arasında bir can suyuna ihtiyacı olabilir. 6 ay sonra şirket kuruluşu döneminde 100,000 – 500,000 TL arasında bir melek yatırıma ihtiyacı olabilir. Gelir görmeye başladıktan sonra, ikinci bir finansman turu ile şirketi büyütmek söz konusu olduğunda, girişim sermayesi şirketleri devreye girebilir. Yatırımcı ise ne kadar erken dâhil olursa, işin doğru yönde gelişmesi o kadar hızlanır.

3. Bir ülkenin inovasyon performansındaki gelişimin en önemli motoru finansal destek. Bu anlamda Türkiye’nin inovasyon performansını göz önünde bulundurarak finansman desteklerini yeterli buluyor musunuz? Özel sektör burada neler yapabilir?

Geçtiğimiz dönemlere göre finansal destekte ciddi artışlar söz konusu. Sanayi ve Ticaret bakanlığı’nın liderliğinde, Teknogiriş başta olmak üzere Kosgeb, TÜBİTAK ve benzeri kurumlar tarafından verilen destekler yeterli olsa da bunların performansa dayalı verilmemesi doğru bir yöntem değildir. Bulundukları pozisyon açısından ise bu kurumların sorumluluğu tek başına almaları da pek mümkün görünmemektedir. İşte bu noktada özel sektör devreye girmelidir. En az kamu kurumlarından gelen desteğe eşit bir destek de onlardan gelmeli ve performans takibi de onlar tarafından yapılmalıdır. İşin içinde özel sektörün kendi sermayesi olduğu zaman, finansın boşa harcanması da kendiliğinden engellenecektir. Tabii ki bu sistemin doğru işleyebilmesi için kamunun özel sektör ile uyumlu hareket etmesi gerekmektedir. Özel sektörde de bu konuda gerçek tecrübeye sahip işletmeler ile çalışılmalıdır.

4. BİT odaklı inovasyon faaliyetlerinin artışında finansman desteği nasıl olmalı? Kamunun buradaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz? BİT alanında inovasyonu artırmak için daha başka neler yapılmalı?

Finansman desteği uygulanması ve bunun ticarileşme alanı iyi planlanmış çalışmalara yönlendirilmesi, daha verimli sonuçlar alınmasını sağlayacaktır. Kamunun rolü ise yukarıda da değindiğim gibi özel sektörün yatırımları ile eşleşecek destekler sağlamak olmalıdır. Tabii ki yapılan temel inovasyon çalışmaları rekabet koşullarına uygun belli platformlarda toplanarak, genel farkındalık yaratılması da sağlanabilir. Aynı platformda sektör temsilcilerinin bir araya gelip sorunlarını inovasyon odaklı ürün geliştirme çalışmaları yapan firmalara sunması sağlanabilir. Bu sayede çalışmalar, var olan doğru problemlere odaklanmış olacaktır.

5. Dünyadaki seyre baktığımızda inovasyona yönelik çalışmalarda üniversitelerin büyük rolü olduğu görülüyor. Türkiye’deki eğitim kurumlarının bu anlamda etkisini, sahip oldukları imkanlar ve sunulan destekler açısından nasıl bulunuyorsunuz?

Türkiye’deki üniversitelerin inovasyonu ve girişimciliği desteklemek konularında çok yetersiz kalmış olduğunu düşünüyorum. Girişimciliği stratejik planına koymuş olan üniversite sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Benim bildiğim kadarıyla kampüsün içinde iş hızlandırıcısı (accelerator) olan, girişimcilik lisans ve yüksek lisans programı olan tek üniversite Özyegin Üniversitesi. Üniversiteler sahip oldukları akademik birikim ve genç zihinler ile inovasyona dayalı fikirlerin ve girişimlerin motoru olmalı.

6. İlgili STK’ların kamuyu ve özel sektörü hızlı ve doğru bir çizgide yönlendirdiğini düşünüyor musunuz?

Son bir senedir bu yönde pozitif gelişmeler olduğunu söylemek mümkün. Bu gelişmeler özellikle yeni girişim yaratma odaklı inovasyon çalışmalarına kaydırıldı. Buna en büyük örnek Sayın Bakanımız Nihat Ergün önderliğinde kurulan ve ilgili tüm tarafları toplayan Girişimcilik Konseyi’dir.

Mevcut kurumların inovasyon ile verimlilik ve büyüme çalışmaları, halen yeterli yerel rehberlik desteği alamıyor. Bu husus genelde Avrupa Birliği kapsamında yürütülen çalışmalar odaklı ilerliyor ve bu yöntem ile sağlanan başarı hikâyeleri sınırlı. Ülkemizde mevcut kurumlar için en önemli gündem maddelerinden olması gereken ‘iç inovasyon’ için, daha çok ama daha yerel ve kolay uygulanabilir çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.

7. Ülkemizde finansman sağlayıcılar arasında bankalar ön sırada bulunuyor. Mevcut bankaların inovasyon ihtiyacına yönelik kredi arzının yeterli olduğuna inanıyor musunuz? Burada kamunun bankalara nasıl bir yönlendirme yapması gerekiyor?

Bankaların inovasyon ve girişim finansmanına katılmasını beklemiyorum. Banka, mevduat sahibinin parası ile riskli kredi veremez. İnovasyonun finansmanındaki en önemli aktörler devlet (TÜBİTAK, San-tez) ve girişim sermayesi kuruluşlarıdır. Bankalar ise çalışma yöntemi ve gelir modeli netleşmiş yapılara büyüme için finansman sağlayabilir.

8. TÜBİTAK TEYDEB destekleri BİT sektörüne ne kadar fayda sağlıyor ya da BİT sektörü tarafından ne kadar kullanılıyor? TÜBİTAK bunu ne kadar lanse etti?

İhtiyaç duyulan doğru hedef kitle tarafından çok fayda sağlanıldığını düşünmüyorum. TÜBİTAK’ın
sitesini özellikle bu konuda detaylı incelemediğiniz takdirde, net bir bilgiye ulaşmak pek mümkün değil. Bu bilginin tabana yayıldığını söylememiz doğru olmayacaktır.

9. Birçok başarılı proje arasında hiçbir BİT projesi örnek proje olarak gösterilmiyor. Sürekli olarak Savunma Sanayi ve Otomotiv sektörü örnek gösteriliyor. Bunun sebebi TÜBİTAK’ın yaklaşımı ile ilgili midir yoksa BİT’de gerçekten örnek gösterilecek proje olmaması mıdır?

Türkiye’nin son aylarda gördüğü iki büyük satışın ikisi de kanımca BIT sektöründe (Gittigidiyor ve Markafoni). Savunma ve otomotivde benzeri bir hareket gözlemlemedim. Kanımca Türk girişimcisinin başarı olasılığı en yüksek alan BIT.

10. İnovasyonlarına finansman sağlayan şirketlerin bu finansmanı en verimli şekilde değerlendirmeleri için nasıl şartlara ve stratejilere sahip olmaları gerekiyor? Türkiye’de hangi sektördeki şirketler sağladıkları finansmanın hakkını verebiliyor?

Başarının ölçütü neyi hedeflediğiniz ile ilgilidir. Doğru hedefleri tanımlayabilmek, kolay gözükse de zor ve verimliliği en çok arttıran yöntemlerdendir.

Bu yaklaşıma göre, sağlanan yeni girişim desteği ile pazarın ve hedef kitlenin gerçekten ihtiyacı olan ve bu kitle tarafından rahat kullanılabilecek çözümü üretiyor olmak gerekir. Bunun için de en doğru plan, her aşamada hedef kitle ile beraber çalışmaktır.

Eğer mevcut girişiminizde inovasyon için destek sağlıyorsanız, işletmenizin değer zincirinde yer alan ana faaliyetlere ya da müşteriye dokunan herhangi bir faaliyete doğrudan katkı sağlayacak çalışmalara odaklanmak, en verimli yöntemlerdendir.

11. Türkiye inovasyonun finansmanı konusunda nasıl bir modeli örnek almalı? Örneğin İnovasyonun finansmanında Yozma modeli gibi modeller örnek gösteriliyor. Melek yatırımcılardan oluşan bir ağın faydalı olabileceği söyleniyor.

Türkiye’de Yozma benzeri bir fonun kurulmasının çok gerekli olduğuna inanıyorum. Bu fonda devlet ve özel sektör ortak olmalı fakat fonun yönetimi özel sektöre bırakılmalı. Böylece özel sektör daha riskli yatırımlara girebilir ve girişimciyi bizzat yöneterek başarı şansını yukarıya çekebilir. Bu yönde bazı çalışmalar olduğunu biliyorum ve yakında bir açıklama bekliyorum.

12. Türkiye’de inovasyonun finansmanı şu anda nasıl bir seyir izliyor? İnovasyonun gerçekleştirilmesinde bu seyir nasıl avantajlar ve dezavantajlar sağlıyor?

Mevut durumda inovasyon finansmanının çok hızlı ve iyi niyetli ama ‘doğru metod tanımlanmadan’

arttığını söyleyebilirim. Eğer şansımız iyi giderse bu yöntem ile çok fazla projeye destek verilmesi, buna paralel olarak daha fazla başarılı projenin ortaya çıkması mümkün olacaktır. Yalnız bu yöntemin iki önemli dezavantajı söz konusu:

İlk olarak, finansmanın aynı zamanda doğru olmayan birçok projeye harcanması, harcanan miktarla doğru orantılı beklentiler de arttığı için, harcayan tarafları kısa zamanda demotive edebilecektir. Kaynağın rahat harcanması bugünün ekonomik koşullarında sorun gibi gözükmese de önceliklerin değişebileceği yakın gelecekte, tam ters yönde etkiler doğmasına neden olabilir.

Diğer önemli nokta ise yazının başında belirttiğim gibi, karmaşık formlar ile başvurulan, özel sektör ile eşleştirilmemiş ve doğru performans göstergeleri ile takip edilen mentorluk/koçluk gibi faaliyetler ile bütünleştirilmemiş desteklerin, iyi niyetle bu finansmanı sağlamış girişimciyi yalnız bırakıp başarısızlığa götürmesi olasıdır. Bu da doğru misyonlu girişimcilerin başvurularını orta vadede azaltacaktır. Sanırım bu olasılıklar da en istemediğimiz sonuçlardır.

Yazar Hakkında

Erhan Erkut

Bir Yorum Yazın