UniTercih

Üniversiteye Yeni Başlayacak Öğrencilere Öneriler

 

Tercihinizi yaptınız ve sonuçları bekliyorsunuz.  Belki puanınız hedeflediğiniz programa yetmedi ve içiniz buruk belki de birkaç program arasında kararsız kaldınız ve kararı yerleştirme sistemine bıraktınız.  Çok yakında sonucu öğreneceksiniz.  Artık yarış bitti.  Rahat bir nefes alabilirsiniz.  Bundan sonrası yerleştirileceğiniz üniversiteye kalmış.  Nasılsa onlar sizi geleceğinize hazırlayacaklar.  Tatile çıkabilirsiniz.

Umarım böyle düşünmüyorsunuz.  Şimdi sizlere yerleşmiş olduğunuz programın tüm ülkede vereceği mezunların arasında nasıl en önlere çıkabileceğinizi anlatacağım.

  1. Altın Kural: Her şeyi üniversitenizden beklemeyin. Üniversitelerin müfredatları şaşılacak derecede birbirlerine benzer.  Sadece derslere girip çıkarak ve iyi notlar alarak en iyi ihtimalle vasat bir mezun olursunuz.  Üniversite dönemi çok değerli.  Bu dönemi sadece derslerle geçirmemeniz gerekiyor.  Üniversitenin ve şehrin sosyal sermayesinden üst düzeyde yararlanmanız gerekiyor.  Eğitiminiz sizin sorumluluğunuz.  İnisiyatif almalısınız.
  2. Sadece dersler yeterli değil ama derslere girmelisiniz (ülkede derslere devamsızlık had safhada). Birinci sınıfın ilk iki haftası tatil değildir; ilk günden itibaren derslere asılmanız gerek. Ayrıca sadece kendi okulunuzun dersleri ile yetinmeyin; mutlaka Coursera’dan EdX’den birkaç ders alın.
  3. Hangi programa yerleştirilmiş olursanız olun, o programın standart müfredatı ile yetinmeyin. İlgi alanlarınızda seçmeli dersler alın.  Bir tek yan alana odaklanmak istiyorsanız yandal yapın.  İki alan arasında kararsız iseniz çift anadala başlayın, zaman içerisinde birisine daha yakın hissederseniz ona odaklanın.  Yerleştirilmiş olduğunuz alanda mutlu olamayacağınıza karar verirseniz bölüm değiştirin.  Üniversiteniz buna izin vermezse üniversitenizi değiştirin.  Hayat sizin; kararları siz verin.
  4. Son yılların eğilimi “yakınsama” (convergence). Tüm bilim dalları arasında işbirlikleri ve geçişkenlikler görülüyor.  Mühendisin psikolojiden anlaması makbul olduğu kadar, sosyoloğun da veri analizinden anlaması makbul.  “Geleceğin alanları” çok disiplinli.  Örneğin yapay zekada doktorlar, psikologlar, matematikçiler, bilgisayar ve elektronik mühendisleri birlikte çalışmak zorunda.  Cerrahlar malzeme ve makina mühendislerinden destek alıyorlar.  WEF raporunu incelerseniz meslekten bağımsız olarak ilgilenmeniz gereken önemli alanlar olduğunu göreceksiniz. Tek disipline hapsolmayıp başka alanların temel paradigmalarını da öğrenmeniz gerek.
  5. Üniversite müfredatı neredeyse tümüyle içerik odaklı. Mezun olabilmek için bu içeriğe hakim olmak gerekli, fakat başarılı bir kariyer ve mutlu bir yaşam için bu müfredat (içerik bilgisi) kesinlikle yeterli değil.  Üniversite içerik naklinde ne kadar başarılı ise, beceri ve yetkinlik geliştirme konusunda da o kadar başarısız. Dolayısıyla, üniversitede geçireceğiniz zaman boyunca beceri ve yetkinliklerinizi geliştirme konusunda size büyük bir görev düşmekte.  Özellikle üzerinde durmanız gereken yetkinlikler arasında iletişim, dinleme, grup çalışması, sunum teknikleri, zaman, stres, proje yönetimi ve planlamayı sayabilirim.  Yetkinlikleri ancak pratik ile geliştirebileceğinizden; öğrenci kulüpleri, spor takımları ve okulda düzenleyeceğiniz etkinlikler çok değerli olacak.
  6. Üniversitenizin eğitim dili ne olursa olsun İngilizceyi çok iyi öğrenmeniz gerekiyor. Eğer Türkçe (veya sözde İngilizce) eğitim veren bir okulda iseniz, bu iş size düşüyor.  Rosetta Stone veya English Ninjas gibi kurumlardan destek alabilirsiniz.  Ülkedeki birçok üniversite mezununun iyi İngilizce ile mezun olacağını düşünürseniz, farklılaşmak için ikinci bir yabancı dili kısmen de olsa öğrenmeniz iyi olacaktır.  Önerilerim Rusça, Çince veya Arapçadır.
  7. Hangi programda olursanız olun mutlaka kodlama öğrenmeniz gerekiyor. Gelecekteki mesleklerin ne olacağını bilmiyoruz ama teknolojinin, büyük verinin, yapay zekanın tüm mesleklerin içinde olacağını biliyoruz.  Makineler ile iletişim kurabilmenin yolu kodlamadır.  Şu anda öne çıkan dil Pyhton’dur, fakat Java, C, Visual Basic gibi temel dilleri öğrenmek de sizi farklılaştırır.  Bunun yanında genel teknoloji okuryazarlığınızı üst düzeye taşımanız da gerekli.
  8. Üniversite eğitiminiz boyunca her fırsatta çalışmanız gerekli. Birçok programın formel bir stajı vardır ama bununla yetinmeyin.  İki dönem arasında bile çalışmayı deneyin.  Ücretli/ücretsiz, sigortalı/sigortasız, temiz/kirli demeden her fırsatta sektörleri deneyimleyin.  Özellikle STK’lar için gönüllü çalışmak veya startup’lar için çalışmak sizler için eşsiz birer deneyim olacaktır.
  9. Anlamlı bir yurt dışı deneyimi için şartları zorlayın. Erasmus ile olmazsa IAESTE ile olabilir, gençlik kampları ile olabilir veya “çalış-gez” (work&travel) programları ile olabilir.  Yurt dışında geçirilecek iki ay hem ufkunuzu açacaktır hem de size gelecekte farklı kapılar açabilecektir.
  10. Mutlaka en az iki öğrenci kulübüne üye olun ve bir takım sporu yapın. Öğrenci kulüpleri ve takım sporları takım çalışması, stres yönetimi, zaman yönetimi, planlama gibi yetkinlikleri geliştirdikleri gibi gelecekte daha da önem kazanacak olan duygusal zekanızı, ilişki ve duyguları yönetme becerilerinizi (ve tabii arkadaş çevrenizi) de geliştirecektir.
  11. Üniversite mezunundan sadece seçmiş olduğu alanda belirli bir uzmanlık sahibi olması değil, kültürlü olması da beklenir. Hangi alanlarda kendinizi geliştireceğinize kendiniz karar verin ama sanat, spor, müzik alanlarını kesinlikle boş bırakmayın.  Dengeli bir yaşam için ve tutkularınızı keşfedebilmek için hobilerinizi de ihmal etmemeniz gerekiyor.  Şaşırabilirsiniz ama hobileriniz mesleğe dönüşebilir veya iş bulmanızı kolaylaştırabilir.
  12. Her fırsatta hem seçmiş olduğunuz alan ile ilgili hem de ilgi alanlarınız ile ilgili konferanslara ve atölyelere katılın; ilgilendiğiniz dergileri, web sitelerini takip edin. Çok farklı alanlarda en iyilerin ne düşündüğünü öğrenmenin en iyi yolu TED konuşmalarını izlemek olabilir.  Bunun yanında ortalama ayda iki kitap okumaya çalışın.  Hangi alanda olursanız olun önerebileceğim yazarlar arasında Gladwell, Pink, Kahneman, Christensen ve Acemoğlu var.
  13. Bir kariyer alternatifi olarak girişimciliği de düşünün. Girişimcilik etkinliklerine katılın, yeni girişimleri takip edin, girişimcilik kitapları okuyun, kendi işinizi kurmaya kafa yorun.  Risk almaktan korkmayın, başarısızlığın eşsiz bir deneyim olduğunu unutmayın.
  14. Gelecekte başarılı bir kariyer için inisiyatif almanın, yaratıcılığın ve tutkunun önemli olacağını bilin. Üniversite sıralarında tutkunuzu keşfetmeye çalışın–sevmediğiniz işi yapamazsınız.
  15. Eğitiminiz sırasında önünüze çıkabilecek iyi fırsatları (örneğin yarı-zamanlı çalışma, yeni bir girişimde yer alma, yurt dışı deneyimi, yeni bir alanda hızlı veya yoğun öğrenme) kovalayabilmek için eğitiminizi uzatmaktan kaçınmayın. Ortalama 100 yıl yaşayıp 50 yıl çalışacağınızı düşünün.  Üniversitenin bir yıl eksik/fazla sürmesi önemli değil.  Önemli olan sizin bilgi, beceri ve donanım heybenizi istediğiniz şekilde doldurmanız ve mutlu bir yaşama hazırlanmanız.  Kariyerinizi belirlemede fırsatların farkına varabilmeniz ve değerlendirebilmeniz büyük rol oynayacak. Fırsatlar karşınıza üniversitede de çıkabilir—gözünüzü açık tutun.

Bunları yaparsanız, emin olun hangi üniversitenin hangi programından mezun olduğunuz önemsizleşecek.  Kendinizi daha iyi tanıyacaksınız, işe yaramanın tadını almış olacaksınız, farklı dünyaları deneyimlemiş olacaksınız ve en önemlisi kendi kendinizi yönetmeyi öğrenmiş olacaksınız.  Mezun olduğunuzda iş arama süreciniz kolaylaşacak ve “aranan” mezun olacaksınız.  O “ah keşke girebilseydim” dediğiniz üniversitenin mezunları ile rahatça yarışabileceksiniz.  Unutmayın, kariyeriniz ve mutluluğunuz sizin elinizde.  Amacınız fark yaratmak, anlam yaratmak ve başkalarının refahını olumlu yönde etkilemek olursa, sevdiğiniz işi iyi yaparsanız hem ekonomik başarı hem de mutluluk sizin olacak.

Yazar Hakkında

Erhan Erkut

Bir Yorum Yazın