Analiz Eğitim

TEVİTÖL 6: Senaryolar

Senaryolara geçmeden önce TEV’in yetkililerinin çeşitli ortamlarda yaptıkları bir açıklamaya değinmek istiyorum çünkü bu açıklamanın ne kadar tutarlı ve gerçekçi olduğu, senaryoları doğrudan etkiliyor.

Hazırlığı kaldırıyoruz ve IB’den vazgeçiyoruz.  IB’nin ve hazırlığın çok yüksek maliyeti var.

İki üniversitenin kuruluşunda bulundum.  Hazırlık sınıfı hep maliyeti en düşük olan sınıf oldu.  Hatta kuruluşunda MEF Üniversitesinde hazırlık ücreti, en düşük fakülte ücretine eşit olarak belirlenmişti.  Lisede durum farklı olabilir diye düşünebilirsiniz.  Üç lise müdürü ile konuştum.  Ortak cevapları: Hazırlığın diğer sınıflardan daha pahalı olması için bir neden yok. Toplam ders saati aynı.  Öğretmenlerin maaşları aşağı yukarı aynı.  Tersine, hazırlık 9. sınıfla kıyaslandığında daha bile az maliyetli olabilir.  Hazırlık sınıfı için sadece 3 alan öğretmenine ihtiyaç varken, 9. sınıfta 14 alan öğretmenine ihtiyaç doğar.  Ayrıca hazırlıkta laboratuvar gereği de yoktur.  Özetle, hazırlık sınıfının daha maliyetli olduğu için kaldırıldığı argümanını geçerli bulmuyorum.  Tabii vakıf, bir öğrenci grubuna 5 yıl yerine 4 yıl masraf etmeyi tercih ediyor ve aynı para ile daha fazla öğrenciyi okuldan mezun etmeyi planlıyor olabilir.

Öte yandan IB’nin maliyetinin standart MEB müfredatının maliyetinden yüksek olduğu doğrudur.  Maliyet farkının ne kadar olacağı kuruma kalmıştır.  Kaçınılamayacak olan maliyetler şunlardır:

  • Okul IB diploma programını uygulayabilmek için IB kurumuna belirli bir ücret ödemek zorundadır (bu ücret yılda $11,650 olup, 300 öğrencisi olan bir okulda öğrenci başına $38’dır). Bunun yanında IB’den konsültasyon ziyareti istenirse, bu ziyaretin de bir maliyeti vardır.
  • IB diploma programında ders verecek olan öğretmenlerin (ve yöneticilerin) bir eğitimden geçmesi gerekir. Üç kategorili olan bu eğitimin ilk kategorisini bitirmiş olmak, IB dersi verebilmek için şarttır.  Bu eğitimi almanın maliyeti eğitimin yeri (İstanbul mu, yurt dışı mı), bireysel mi grup halinde mi (kurumda) alındığına ve türüne (çevrimiçi mi yüzyüze mi) bağlı olarak değişir.  Öğretmen başı maliyet $600-$900 olabilir.  Bu eğitimi 3 yılda bir tekrarlamak gerekir.
  • Bunların yanında IB programına kayıt ücreti öğrenci başına $172, IB sınav ücreti sınav başına $119, diğer öğeler için ise öğrenci başına $147’dir. Özetle, 6 sınava giren bir öğrencinin toplam IB maliyeti $1,033 olmaktadır.  https://www.ibo.org/become-an-ib-school/fees-and-services/assessment-fees-and-services/

Görüldüğü gibi yıllık ücreti 72,000 TL olan bir okul için, bu maliyetlere “çok yüksek” demek abartılıdır.  Ayrıca eğer bu maliyetlerden kurtulmak istenirse, bu maliyetler IB diploması almak isteyen öğrencilerin ailelerine yüklenebilir.  Okula girerken deklare edilmesi durumunda, bu uygulama kanımca gayet makuldur.

Bu maliyetlerin yanında, IB programının nasıl tasarlanıp yürütüldüğüne bağlı olarak daha ciddi maliyetler oluşabilir.  Bilindiği gibi IB’de 6 farklı alan vardır ve öğrenci 6 alanın 3 tanesini standart, 3 tanesini ileri düzeyde seçer.  Yani aslında bir tane değil 20 (6’dan 3 tanesini seçmenin 20 farklı yolu olduğundan) farklı IB programı vardır.  Ayrıca bu programların her birisinde de seçmeli dersler bulunmaktadır.  Örneğin Sanat alanında öğrenci dans, müzik, sinema, tiyatro ve görsel sanatlar derslerinden birisini seçebilir.  Dolayısıyla, tüm seçenekleri içeren bir programda, hele programdaki öğrenci sayısı da az ise, sınıflar küçülür ve öğretmen maliyetleri yükselir.  IB programını masraflı yapan esas öğe budur.

Bu masrafları kısıtlamak kolaydır.

  • Örneğin standart-ileri düzey alan seçimlerinde, alternatif sayısı 20’den 4’e indirilebilir. Okulun misyonuna paralel olarak iki alan ileri olarak, iki alan da standart olarak sabitlenebilir ve öğrenci diğer iki alan arasında ileri-standart seçimi yapabilir.
  • Alanlardaki seçmeli ders sayısı kısıtlanabilir. Örneğin “İnsan ve Toplum” alanındaki 10 seçmeli dersten sadece 5 tanesi açılabilir.  Böylece 3-4 kişilik sınıfların önüne geçilir ve öğretmen maliyeti yarı yarıya azalabilir.
  • Bazı IB derslerini $300’a çevrimiçi almak mümkündür. Az sayıda öğrencinin almak isteyebileceği seçmeliler için bu alternatif düşünülebilir.

Ayrıca “IB eğitimi masraflı olduğu için ondan vazgeçiyoruz” diyenlerin bize söylemediği bir şey daha var: IB diploması istemeyen öğrenciler için sınava hazırlama amaçlı bir dershane programı uygulanıyor idi ve o programın maliyetini de okul üstleniyordu.  Yani geçmişte, IB’yi seçmeyen öğrenciler de IB maliyetlerine benzer bir maliyeti okula yüklüyorlar idi.  Gelecekte öğrencileri sınava hazırlamayı hedefleyen bir sistem bu maliyeti göğüslemeye devam edecektir diye düşünüyorum.  O halde tasarruf nerede?

Kanımca (eski) TEVİTÖL tasarımının zayıf noktalarından birisi öğrenci sayısının azlığıdır.  60 öğrenci ile başlayıp, onları 15 kişilik sınıflara koyarsanız, hangi programı uygularsanız uygulayın masraflar yüksek olacaktır.  Öğrenci başına düşen masrafı ciddi bir şekilde düşürmenin iki yolu vardır, fakat bunları uygulayabilmek için fiziksel kapasite artırımı gerekebilir:

  1. 60 öğrencinin 3 sınıfa bölünmesi,
  2. 4 sınıf ile devam edilecek ise, sınıflara 15 yerine 20 öğrenci alınması (MEB 24’e kadar izin veriyor)

Özetle, “hazırlık ve IB pahalı” teşhisi yanlış!  Sorun başka yerde.

——————————————————————————————

 

TEV yöneticilerinin öngördüğü senaryoda öğrencileri TEOG sınavı ile alan, İngilizce hazırlık sınıf olmayan ve IB diploması vermeyen bir okul var.  Bu okul MEB sınıflandırmasına göre büyük ihtimalle bir Anadolu veya Fen Lisesi olacak.  Yetkililer, eğitimde STEAM felsefesinin uygulanacağını, AP dersleri açılacağını, okulun ders dışı etkinliklere önem vermeye devam edeceğini söylüyorlar.  Dikkatli ve disiplinli finansal yönetim ile maliyetler azaltılacak, belki daha az burs verilerek veya daha çok öğrenci alınarak gelirler artırılacak. Böylece TEV’in TEVİTÖL’e vermek zorunda kaldığı yıllık destek azalacak.

Ben bu senaryoyu gerçekçi görmüyorum.  Geleceği öngörmek zor, ama farklı senaryolar üzerinde fikir yürütmek mümkün.  Şimdi, benim değerlendirmeme göre TEVİTÖL (ve TEV ve ülke) için en kötü ve en iyi senaryoları anlatmaya çalışacağım.

 

En Kötü Senaryo

Su ana kadar sürecin son derece kötü kurgulandığı ve yönetildiği çok açık.  Paydaşlar dışlandı, konu uzmanlarına danışılmadı, oldu-bittiye boyun eğmeyen müdür istifa etti, apar topar 17 öğretmen işten çıkarıldı, birkaçı da istifa etti, ortada detaylı bir plan yok; velilerden ve öğrencilerden gelen tepkiye göre bazı derme çatma tedbirler alınıyor (“IB bitti, AP verelim”).  Başlarda birçok veli, öğrenci ve mezun, hem ne olup bittiğini anlayabilmek için hem de okullarına veya vakfa zarar vermemek adına ses çıkarmamayı tercih etti.  Şu ana kadar atılan adımlar, sosyal medyada ve medyada yapılan girişimler ile sadece TEV Mütevellisinin dikkatini çekmeye yönelik idi.  Fakat artık herkes durumun vahametini kavradı.  TEV Mütevellisinden de ümit kesilmek üzere–anlaşılan onlar bu yola bilinçli olarak girmişler.  Bundan sonra daha ciddi bir seri adımın atılma ihtimali yüksek:

  • Hazırlık, 9. ve 10. sınıf öğrencilerinin velileri kendilerine IB sözü verildiğini belirterek okulu MEB’e şikayet edebilirler ve okula müfettişler gelebilir.
  • Veliler MEB ile yetinmeyip İdari Mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıkarmaya çalışabilirler. Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunacak veliler olabilir.
  • Kendilerini en çok aldatılmış hisseden grup olan 10. sınıflardan, ümitsizliğe düşen 9. sınıflardan ve daha yolun başında olan Hazırlık sınıflarından öğrenci kayıpları yaşanabilir. Bu kayıpların sayısı artarsa ve özellikle burs seviyesi daha düşük olan öğrenciler giderse, TEVİTÖL’ün yıllık geliri sadece önümüzdeki yıl için değil, giden öğrencilerin kalan eğitim süreleri boyunca düşer.  Okul bu gidişi velilere imzalatmış oldukları sözleşmeleri kullanarak durdurmaya çalışabilir ama tüm sistemin değişmesi ve verilen sözlerin tutulmaması nedeni ile sözleşmelerin geçersiz hale gelmiş olduğunu düşünüyorum.

Yeni TEVİTÖL’ü kurgulayanlar yanlış bir karar ile bu sene öğrenci almıyorlar.  Böylece milyonlarca liralık bir gelirden vazgeçmiş oluyorlar.  Ortalama %50 burs ve 80,000 TL’lık bir ücret düşünürsek, yıllık gelir kaybı 2.4M TL oluyor. Alınmayacak öğrencilerden dolayı gider tasarruf olacağı açık, öte yandan bazı giderlerin sabit olduğunu ve öğrenci sayısını azaltmanın kurumun zararını artırabileceğini düşünüyorum.  Bu kararın avantajı kendilerine yeni sistemlerini uygulayacak zamanı kazandırmak.  Dezavantajı ise kurumun güvenilirliğini sarsması (bir okulun bir yıl öğrenci almaması hoş bir görüntü değil).

Benim öngörüm, önümüzdeki bir yıl içinde TEVİTÖL hakkında çıkacak haberlerin ve yapılacak yorumların çoğunlukla olumsuz olacağı yönünde.  Giden veli ve öğrencilerin okul hakkında olumsuz şeyler söyleyeceğini öngörmek zor değil.  Kalanlar ise uygulanan yeni sistemin detayları ortaya çıktıkça itirazlarını yükselteceklerdir.  Sıradanlaştırıldığı çok net olan bir okula en iyi öğretmenleri getirmenin zor olacağını düşünüyorum (özellikle sadece bir yıllığına IB öğretmeni getirmek mümkün olmayabilir).  Kariyerine değer veren iyi bir müdürün ise eğitimci olmayanların kurguladığı derme çatma bir programı yönetmeye talip olacağını sanmıyorum.  Bunun sonucu olarak önümüzdeki birkaç ay içinde yaşanacak öğrenci kaybına ek olarak önümüzdeki yıl sonunda da öğrenci kaybı yaşanması şaşırtıcı olmaz.

Şimdi birlikte düşünelim: Eskiden ülkenin tek üstün yetenekli öğrencilerini sınavla alan, onlara çok iyi İngilizce öğreten, isteyene IB isteyene Türkiye üniversite sınav hazırlığı veren, son derece geniş bir kulüp ağına sahip bir okul vardı.  Hem öğrencileri hem de mezunları sıradışı başarılara imza atıyorlardı ve tüm dünya üniversiteleri, bu okulun mezunlarını almak için çaba gösteriyordu.  Bu okul ücra bir yerde ve yüksek ücretli olmasına rağmen birçok öğrencinin ve ailenin hedefi idi.  Şimdi bu okul değişiyor: Kendi sınavını yapmıyor, İngilizce hazırlık sınıfını ve IB programını kaldırıyor, kulüp aktivitelerini kısıtlıyor, tasarruf için bazı alanları kapatıyor.  Özellik olarak da ülkede neredeyse her özel okulun uyguladığını iddia ettiği STEAM prensiplerini uygulayacağını iddia ediyor (ama bunu nasıl yapacağını bir türlü anlatmıyor/anlatamıyor).  Bunun yanında (veli baskısı ile) AP dersleri açacağını söylüyor ama kaç tane açacağı ve bunun ne kadar süreceği belirsiz.  Dünyada ilk 500’e giren hiç bir üniversitemiz yok iken, misyonunu mezunları yurtiçi üniversitelere yönlendirmek olarak revize ediyor.  Bir yandan da gelir-gider makasını kapatabilmek için burs oranlarını düşürmeyi ve mümkünse burssuz öğrenci almayı hedefliyor.  Böyle bir okulun 80,000 TL’ye kaç öğrenci alabileceğini düşünüyorsunuz?  Taban puanı ne olur sizce? Eski TEVİTÖL’ün ülkenin en pahalı birkaç okulundan birisi olma lüksü vardı, çünkü çok özel bir okul idi.  Yeni TEVİTÖL ciddi indirimler vermeden veya taban puanını epey aşağılara çekmeden kontenjanını dolduramaz.  Peki bu okula gelecek öğrenci tiplemesi nasıl olacak?  Üstün yetenekleri yerine parası olan bir öğrenci grubu bekleyebiliriz.  Bu yeni grup ile içerdeki öğrenci grubunun arasındaki ilişki sizce nasıl olacak?  Benim beklentim bu dönemde iç huzursuzlukların artacağı, öğrenci performansının düşeceği, ve öğretmen ve idarecilerin sıkça değişeceği yönünde.

Benim kafamdaki en kötü senaryoda, 2018 yılında kendi öğrencilerinin önemli bir kısmını yitiren, ve yeni öğrenci almayan TEVİTÖL, 2019 yılında kontenjanını dolduramayacak. Bu sektörde işler kötü gitmeye başladığı zaman gidişi değiştirmek son derece zordur.  Kanımca şu anda kapatılmaya çalışılan gelir-gider makası daha da açılacak.  Yılda 10 Milyon zarardan şikayet eden TEV daha ciddi zararlar ile karşı karşıya kalacak.

Üç yıl içinde “elimizden geleni yaptık ama kötüye gidişe engel olamadık” denilecek ve okul MEB’e devredilecek.  Takdir edersiniz ki, merkezi sınav ile öğrenci alan, hazırlık sınıfı olmayan ve IB programı uygulamayan bir okulu MEB’e devretmek kolay olacaktır (hatta kimileri bu değişikliklerin bir MEB’e transfer girişimi olduğunu bile düşünebilir).  MEB belki okulun adını değiştirmeyecektir ama tasarlanan yeni TEVİTÖL uzun ömürlü olmayacaktır.  Umuyorum bu felaket senaryosu gerçekleşirse, tüm uyarılara rağmen bildikleri yolda yürüyüp okulu batıran tüm yöneticiler istifaya davet edileceklerdir.  Bu noktada ülkenin en prestijli eğitim vakfının yöneticilerine ne olduğu kimseyi ilgilendirmeyecektir ama vakıf ülkenin en iyi lisesini gömmüş olmakla tarihe ile geçecektir.

Adı üzerinde, bu “En Kötü” senaryo…  Hem TEVİTÖL, hem TEV hem de ülke için bir felaket senaryosu.  Hiç kimse bunun gerçekleşmesini istemez ve herkes gerçekleşmemesi için elinden geleni yapmalı.  Ama ben bu senaryoyu mümkün görüyor ve burada detaylandırmayı bir görev sayıyorum.  Umarım üç yıl sonra “Erhan Hoca demişti” denmez.

 

En İyi Senaryo

Şu anki değişim yönetimi ekibinin eğitimden anlamadığını, süreci yönetemediğini ve kulaklarını kapatıp son hızla kafalarındaki değişimi gerçekleştirmek için çalıştıklarını görünce, bu ekip ile iyi bir senaryo düşünemediğimi öncelikle belirtmek isterim.

En iyi senaryo için ön şartlar:

  • Bu süreci bu kadar kötü yöneten kişilerin bu projeden alınmaları
  • Danışmana teşekkür edilmesi ve yolların ayrılması
  • En kısa zamanda deneyimli, saygın ve becerikli bir müdürün işe alınması
  • TEV’in, müdürün yanına idari taraftan anlayan bir profesyonel (koordinatör) ataması
  • Akademik yönetim deneyimli en az üç eğitmenden oluşan gönüllü bir danışman kadrosunun oluşturulması
  • Hem giriş sınavının, hem hazırlık sınıfının, hem de IB programının yeniden değerlendirileceğinin anons edilmesi ve bu yıl öğrenci alınmama kararının hemen değiştirilmesi

Bu şartlar yerine getirildikten sonra, danışmanların, müdürün ve koordinatörün 3 ayrı paydaş grubu ile toplantılar yapması gerektiğini düşünüyorum: öğrenciler, veliler ve mezunlar.  Bu grupların önerileri çerçevesinde kapsamlı bir gelir artırma ve gider azaltma projesi başlatılmalı.  Öğrenciler bana kendi aralarında bir gider azaltma çalışması yaptıklarını ve birçok önerileri olduğunu söylediler.  Ayrıca bildiğim kadarıyla gelecek sene için bir şartlı bağış projesi ile burs toplama çalışmaları da var.  İlk bakışta gördüğüm (ve yukarıda bahsettiğim) bariz sorunları çözerek giderleri azaltmak mümkün.  IB programının maliyetini alternatifleri kısıtlayarak epey aşağılara çekmek zor değil.  Sınıf sayısını azaltarak giderleri ciddi olarak düşürmek de mümkün (4 sınıfı 3’e indirdiğinizde öğretmen maliyetinizde %25’e varan bir azalma mümkün olabilir).  Bunların yanında bursları daha iyi yöneterek gelecek öğrencilerden yaratılacak geliri artırmak da mümkün.  Tabii öğrenci sayısını artırarak geliri artırma alternatiflerinin de üzerinde çalışmak gerek.

Kanımca, TEVİTÖL birçok üniversite ve lisenin uyguladığı gibi farklı burs kategorileri ile öğrenci alımı yapabilir ve kullanılacak portföyün içinde belirli bir sayıda burssuz öğrenci de olabilir.  Parametrelerinin radikal bir şekilde değiştirilmemesi kaydı ile bu okula bir miktar burssuz öğrenci alınabileceğini düşünüyorum çünkü ülkedeki üstün yetenekli öğrencilerin arasında ailesinin maddi durumu iyi olanlar da var mutlaka.  Pazarlama diliyle konuşmak gerekirse, elimizde A+ kategorisinde bir hizmet var.  Bu hizmeti ücretsiz veya indirimli dağıtmanın yanında bazılarına etiket fiyatından satmak da mümkün.  Hizmeti sıradanlaştırıp metaya çevirirsek, değerinin (ve fiyatının) düşmesine yol açarız.  Sürümden kazanmak gibi bir strateji kısıtlı kontenjandan dolayı mümkün olmadığına göre, akıllı strateji hizmetin kalitesini (ve algısını) düşürmemek olmalı.  Ancak bu şartlar altında burssuz öğrenci alınabilir.

En iyi senaryoda TEVİTÖL geçmişten çok daha disiplinli yönetilecek ve akademik tasarımdan ödün vermeden TEV’e olan yükü azaltılacak.  İddialı bir stratejik plan ile TEV’e toplam maliyeti uzun vadede (5 yıl) sıfırlamanın bile mümkün olduğunu düşünüyorum.

En iyi senaryonun gerçekleşme ihtimali, en kötü senaryonun gerçekleşme ihtimali kadar düşük (hatta daha düşük) olabilir.  Büyük bir ihtimalle bu ikisinin arasında bir senaryo gerçekleşecek.  Mesela, TEV mütevellileri görmemeye; duymamaya ve konuşmamaya devam edecekler, okulun sıradanlaştırılması projesi devam edecek, çok sayıda öğrenci kaybı olacak (yani en kötü senaryonun bir kısmı gerçekleşecek), sonra TEV mütevellilerinin bazıları soru sormaya başlayacaklar ve böylece zararın bir kısmından dönülecek.

Belki de TEV bu projenin yarattığı baş ağrısından bunalacak ve esas işine odaklanıp anlamadığı (ve başarısız olduğu) eğitim yönetimi işinden çıkmaya karar vererek, TEVİTÖL’ü eğitimden anlayan başka bir vakfa devredecek–ki kanımca bu çok olumlu bir adım olur: Yönetemiyorsan devretmelisin.

Tarihe not düştük… Yaşayıp göreceğiz.

Erhan Erkut, 30 Nisan 2018

 

Yazar Hakkında

Erhan Erkut