Analiz

Capital – Kişi başına düşen gelirin ücretli orta ve yükseköğretim tercih/taleplerine etkisi

Bir ülkede kişi başına düşen milli gelir ile ücretli eğitim alabilecek kişi sayısı arasında yakın bir ilişki olduğu çok açıktır. Fakat kanımca ücretli eğitim talebinin esas itici gücü ücretsiz eğitimin kalitesidir.  Ülkemizde ücretsiz ortaöğretimin kalitesi son 30 yıl içinde çok düştüğünden, ücretli ortaöğretime talep artmıştır.   Buna karşılık Türkiye’deki ücretsiz yükseköğretim kalitesi kabul edilebilir bir seviyede olduğundan, ücretli yükseköğretime talep daha yavaş artmaktadır.  Tabii çocuğuna iyi bir eğitim sağlayabilmek için 12 yıl boyunca ücret ödeyen bir ailenin çocuk üniversiteye geldiğinde “yeter artik” demesi de makul karşılanabilir.  İşte bu nedenlerle, ülkemizde özel ortaöğretim kurumlarındaki öğrenci sayısı, vakıf üniversitelerindeki öğrenci sayısından epey daha yüksektir.

Bir ülkedeki milli  gelir %50 artarsa, bu artışın özel eğitime olan talebi en az dörde katlayacağını düşünüyorum. Gerçekçi bir örnek ile anlatmaya çalışayım.  Özel öğrenim Türkiye’de halen bir lükstür.  Diyelim ki şu anda eğitime yılda 30,000 TL verebilecek öğrenci sayısı 5,000 civarında, 25,000 TL verebilecek öğrenci sayısı 15,000 civarında, 20,000 TL verebilecek öğrenci sayısı ise 50,000 civarında.  Bu rakamlar bilimsel bir çalışmaya dayanmamakla birlikte benim makul olduğunu düşündüğüm kişisel tahminlerimdir.  Ülkedeki milli gelir %50 arttığında, eğitime yılda 20,000 TL verebilecek olanlar 30,000 TL verebilecek kategorisine doğru ilerlerler.  Burada göz önünde bulundurulması gereken en az iki faktör daha var:

1) Milli gelir %50 arttığında, üst gelir düzeylerindeki çalışanların gelirlerinde daha da yüksek oranda bir artış beklenmelidir (ki bu talebi artırır); 2) bu dönem içinde eğitimin maliyeti de artacaktır (ki bu talebi azaltır).  Bütün bu faktörleri içeren bir ekonometrik model kurmanın çok yararlı olacağını düşünüyorum.  Bunu yapmadım, fakat milli gelirin %50 artmasının özel eğitimin ücretini ödeyebilecek olan insan sayısını dörde katlayacağını tahmin ediyorum.

Yukarıdaki örnek özel eğitimin en pahalı olduğu ucu ilgilendirir.  Öte yandan daha makul ücretler ile verilen özel egitimde de bir talep patlaması bekliyorum.  Anadolu’daki birçok özel okulda yıllık egitim ücreti 8,000 TL civarındadır.  Bir ailenin çocuğunu bu okula gönderebilmesi için gereken aylık hane geliri 3,000 TL civarındadır.  Milli gelir %50 arttığında, şu anda aylık geliri 2,000-3,000 TL arasında olup da çocuklarını özel okula gönderemeyen gurup için özel okul mümkün hale gelebilecektir.  Ülkemizde maalesef gelir dağılımı tabloları yayınlanmıyor ama aylık hane geliri 2,000 ile 3,000 arasında olanların sayısının, aylık hane geliri 3,000’in üzerinde olanların sayısından çok daha fazla olduğunu tahmin ediyorum.  Bu “orta sınıf” örneği de benim “dörde katlanır” tahminimi destekliyor.

Ödeme gücünün dörde katlanmasının talebe yansımasını görüp göremeyeceğimizi zaman gösterecek.  Bence en önemli faktör ücretsiz alternatifin kalitesidir.  Ücretsiz alternatifteki kalite yükselirse özel eğitime talep tümüyle de ortadan kalkabilir (Kanada örneğinde görüldüğü gibi).  Öte yandan ücretsiz alternatifteki kalite erozyonu devam ederse, ödeme gücü olan herkesin özel eğitime yönelmesini beklerim.  Şu anda ortaöğretimde özel okulların payı %3’un altındadır.  Ülkedeki gelir seviyesi yükseldikçe bunun hızla yükselmesini bekliyorum.

Yazar Hakkında

Erhan Erkut

Bir Yorum Yazın