Girişimcilik Söyleşiler

Ekonomist – 28.02.2012

Türkiye’de kadın girişimciliğinin geldiği noktayı değerlendirir misiniz?

Önce daha önemli bir tespit yapmamız gerek: Türkiye’de girişimcilik olması gereken yerde değil. Global Entrepreneurship Monitor’un son raporuna göre, Türkiye’de olgunlaşmış girişimci oranı çalışan nüfusun %3.7’si. Halbuki Türkiye ile aynı ekonomik gelişim ve zenginlik seviyesindeki ülkelerde bu oran %6.7. Yani zaten azgelişmiş bir ekonomik aktiviteden söz ediyoruz. Bu aktivite içinde kadınların payı çok düşük. TOBB rakamlarına göre Türkiye’de her 16 girişimciden sadece 1’i kadın girişimci. Özetle, hem girişimcilikte hem de kadın girişimciliğinde çok gerilerdeyiz.

Dünya ile kıyaslandığında kadın girişimciliğinde neredeyiz?

Ülkelerin büyük çoğunluğunda kadın girişimciliği erkek girişimciliğinin gerisinde. Fakat durumun Türkiye kadar dengesiz olduğu ülkeler genellikle Türkiye’den daha az gelişmiş olan ülkeler. Ekonomik gelişimini tamamlamış ülkelerde diğer alanlarda olduğu gibi girişimcilikte de kadın-erkek arasındaki farklar hızla ortadan kalkıyor. Örneğin girişimcilik konusunda en ilerideki ülkelerden birisi olan ABD’de son 30 yılda kadınların başlattığı iş sayısı erkeklerin başlattığı iş sayısının iki misli civarında seyrediyor. ABD’de kadınların sahibi olduğu işletmeler arasında yıllık geliri 1 Milyon Doların üzerinde olanların sayısı 250,000.

Kadın girişimciliğinin önünde ne gibi engeller var?

Araştırmacılara göre kadın girişimciliğin önünde şu engeller var:

1) Genellikle erkeklerin iş kurma sebebi patron olmak ve amaçları da işi büyütebildikleri kadar büyütmek. Buna karşılık kadınların büyük çoğunluğu kendilerini denemek ve sınamak için iş kuruyorlar ve işlerinde iş-aile dengesini erkeklerden daha fazla gözetiyorlar. Bu da işin çok fazla büyümesine engel olabiliyor.

2) Kadınların sermayeye ulaşımı erkeklere göre daha kısıtlı. Hem zenginliğin büyük çoğunluğu erkeklerin elinde, hem kadınlar borç almaktan hoşlanmıyorlar, hem de bankalar erkeklere borç vermeye daha yatkınlar. Bu faktörler kadınları daha az sermaye gerektiren (ve daha az büyüme şansı olan) girişimlere (perakendecilik veya hizmetler gibi) yönlendiriyor.

3) Kadınlar iş ağlarına yeteri kadar dâhil değiller. Özellikle büyük ihalelerin yapıldığı B-to-B sektörü hemen tümüyle erkeklerin kontrolünde ve kadınların bu sektörde ihale kazanma şansı düşük.

Bu engeller tüm dünya için geçerli. Bunların yanında Türkiye’de kadın girişimciliğinin önünde daha fazla engel var:

1) Kadınların okuma-yazma oranı erkeklere göre daha düşük (%95 ve %80). 15 yaşın üzerinde olup okuma yazma bilmeyen nüfusun %84’ü kadın. Okuma yazma bilmeden girişimci olmak çok zor.

2) Kadınları iş gücüne dâhil olma oranı (%23) dünyanın en düşük ülkelerinden birisinde yaşıyoruz. Müslüman ülkeler arasında kadınların iş gücüne dâhil olma oranı azalan tek ülke Türkiye. İş gücüne hiç dâhil olmamış birisinin iş kurması çok zor.

3) Türkiye’de kadınların siyasi gücü zayıf. Son seçimlerde parlamentodaki kadın oranı %14’e yükselmiş olsa da gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında bu oran çok düşük. Hatta dünya ortalamasının bile altında. Siyasi gücü olmayan guruplar kendi ekonomik ve sosyal statülerini olumlu yönde etkileyecek kanunların çıkmasına katkıda bulunamazlar.

4) Türkiye maalesef erkek şovenizminin ve kadına karşı ayrımcılığın en üst düzeyde olduğu ülkelerden birisi.
Önümüzdeki yıllarda kadın girişimciliğinin geleceği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İyimserim. Ülkede girişimciliğin önemini tüm ekonomik aktörlerin artık iyice kavradığını düşünüyorum. Kanımca hükümet, Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesinin sadece girişimcilik ile mümkün olabileceğinin farkında ve önemli adımlar atmaya başladı. Nüfusun yarısını dışarıda bırakan hiçbir ekonomik planın başarıya ulaşması mümkün değil ve Türkiye kadın girişimciliğinin önemini de kavramış durumda. Özellikle TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve KAGİDER gibi kurumlar bu konuda çok aktifler. Türkiye’deki bankalar da kadın girişimciler için özel krediler ve faiz oranları uygulamaya başladı. Ülke zenginleştikçe ve eğitim seviyesi yükseldikçe yukarıda söz edilen engeller yavaş yavaş ortadan kalkacak. Bunun yanında daha hızlı sonuçlar için kadınlara yönelik girişimcilik eğitimleri ve programları da sıkça görülmeye başlandı. Örneğin Özyeğin Üniversitesi Goldman Sachs Vakfi ile birlikte yılda 100 civarında kadın girişimciyi 3 ay boyunca eğitiyor ve eğitimden sonra işi büyütebilmeleri için bir yıl boyunca gereken mentor desteğini veriyor. Bu programda tanıştığım kadınların erkek girişimcilerden hiç de aşağı kalmadıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Fırsat verildiğinde kadınlarımızın çok başarılı girişimlere imza atacaklarına hiç şüphem yok. Başarılı rol modellerin sayısı arttıkça genç kızlarımız girişimcilik konusunda daha cesaretli olacaklar.

Yazar Hakkında

Erhan Erkut

Bir Yorum Yazın