Genel Söyleşiler

02.07.2012’de Milliyet Cadde Ekinde Yayımlanan Röportajın Tamamı

2 Temmuz 2012 tarihinde Milliyet Cadde Ekinde kısaltılmış olarak yayınlamış olan röportajımın tamamını buradan okuyabilirsiniz…

Bilkent Üniversitesi’nin ‘dahi’ isimlerinden biri olarak tanıdık sizi. Yolunuz İstanbul’a nasıl düştü?

Yaşamımın ilk 23 senesini İstanbul’da geçirdim.  Amerika’da akademisyen oldum, Kanada’da da Profesör oldum.  2005’de Bilkent’ten dekanlık teklifi alınca hiç düşünmeden Türkiye’ye geri döndüm.  Bilkent’te çok destek gördüm ve bir çok projeyi meslektaşlarımla birlikte hayata geçirdim.  2007 sonunda ise 1985’de Kanada’da beni ise almış olan (ve sonradan Koç Üniversitesi’nin kurucu rektörü olarak görev yapmış olan) Seha Tiniç Hocamın bir telefonu ile kariyerim yeni bir yola girdi.  Çok iddialı bir üniversite kuruluyordu ve bu üniversiteye rektör aranıyordu.  Yeni kurulan bir üniversitenin rektörünün fark yaratma potansiyeli, takdir edersiniz ki oturmuş ve zaten çok başarılı olan bir üniversitenin dekanının potansiyelinden kat be kat ötede.  Bir üniversitenin onlarca rektörü olur, ama sadece bir tane kurucu rektörü olur.  Üniversitenin kurucu mütevelli heyetinin kimlerden oluştuğu, vizyonu ve kurucunun bu işe ayırdığı kaynak da çok önemli idi tabii bu kararda.  Bilkent’e dönecek olursak, 2005-2008 arasında Bilkent sayesinde hem Türkiye’yi hem de akademik yöneticiliği deneyimlemiş oldum.  Bu isin bana önerilmesinde en büyük pay Bilkent’indir diyebilirim.

 

Çok sayıda özel üniversite arasında Özyeğin Üniversitesi’nin farkı nedir?

Kanımca bizi farklı kılan en önemli unsur iş dünyası ve sektörlerle iç içe eğitim anlayışımız. Mezun olduğu andan itibaren çalıştığı kurumlara katkı sağlayabilecek mezunlar vermek istiyoruz ve bu yıl mezun ettiğimiz ilk grup bunun canlı örneği. Bunun için gerekli yatırımları kuruluştan itibaren yaptık. En belirgin farklılıklarımızdan biri hazırlıktan başlayarak üniversitenin ilk yılından itibaren sunduğumuz yurt içi ve yurt dışı staj, gerçek projelere katılım ve çalışma olanakları ile mezuniyete kadar öğrencilerin yanında olan profesyonel gelişim desteği… Bir mezunumuzun geçenlerde televizyonda yaptığı tanım çok hoşuma gitti: “Üniversitem iş dünyasında kendi ağımızı henüz okurken oluşturabilmemiz için bize sayısız kaliteli fırsat sunuyor.”

Bizi ayrıştıran diğer bir unsur girişimciliğe ve girişimci bakış açısına verdiğimiz önem. Özyeğin Üniversitesi Türkiye’nin en başarılı girişimcilerinden Hüsnü Özyeğin tarafından kuruldu. Girişimcilik üniversitenin DNA’sında. Türkiye’nin ilk Girişimcilik Lisans Programı’nı açtık. Şimdi de girişimcilik lisansüstü programını açıyoruz. Üniversitenin içinden ve dışından gelen yeni girişimlerin hayata geçtiği Girişim Fabrikası gibi ve girişimcilik bilincini ve becerilerini toplumun farklı kesimlerine yaymayı hedeflediğimiz 10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı gibi önemli olduğuna inandığımız projelere imza atıyoruz. Her mezunumuzun iş kurmasını beklemiyoruz, ama herkesin derslerde ve gerçek dünyada kazandığı donanım ve deneyimle çevresinde ve çalışacağı kurumlarda fark yaratma arzusu ve azmi ile mezun olmasını istiyoruz.

 

Bu okulun kurucu rektörüsünüz. Sizin kariyerinizdeki yeri nedir?

Araştırmacı olarak yüzlerce kişinin kariyerlerini etkiledimse, öğretmen olarak binlerce öğrenciye katkıda bulundum.  Kurucu rektör olarak ise on binlere dokunma ve onların yaşamlarını olumlu yönde etkileme şansım var.  Yaşamın amacını dünyayı değiştirmek, anlam ve fark yaratmak olarak tanımlayan birisi için kurucu rektörlük inanılmaz bir fırsat.  Ülkedeki eğitim sisteminin durumunu da düşünürseniz, üniversiteyi, yaşama atılmaya hazırlanan gençlerin son şansı olarak görüyorum.

 

İnsan Toplum ve Teknoloji Derneği’nin verilerine göre Twitter’da en çok takipçi oranına sahip rektörsünüz. Öğrencisi sayısı daha fazla olan okullar varken bunu nasıl başardınız?

Bunu bir basari olarak görmüyorum. Babam hep benim çok konuştuğumdan şikayet eder ve konuşamazsam dilimin şişeceğini söyler.  Twitter benim için yeni bir kendini ifade etme kanalı.  Maalesef ülkemizde rektörlerin ulaşılamaz olduğu yönünde bir yanılgı var.  Twitter’da hesap oluşturan rektörler sadece meraktan takipçi topluyor.  Özellikle girişimcilik üzerine bir çok tweet yazdım, ve girişimcilik ile ilgilenenler de takip etmeye başladılar.  Yükseköğrenim veya futbol hakkında düşündüklerimi  yazınca farklı kişiler takibe alıyor, ekonomi veya kadın hakları ile ilgili bir şey yazınca yine farklı bir gurup sizi izlemeye başlıyor.  Benim gibi bir çok konuda görüşü olan ve belirtmeye çekinmeyen birisinin takipçi toplaması çok normal.  Bu arada sunu da belirtmek isterim: Eski bir rektör olan Deniz Ülke Arıboğan Hocam bütün rektörlerden çok daha fazla takipçiye sahip, ve bence Twitter’i en etkili kullanan akademisyen.  Ben de kendisini keyifle takip ediyorum.  Neden bir çok rektörün Twitter’de olmadığını merak ediyorsanız, onu da benim blogumda okuyabilirsiniz (erhanerkut.com).

 

Sizi hep takım elbisenizin altında spor ayakkabı ile görüyoruz. Okulda sürekli teftişte misiniz?

Teftiş kelimesini sevmedim.  Mümkün olduğu kadar işleri delege edip kimsenin işine karışmamaya çalışıyorum.  Zaten okulda çok fazla gezdiğim de söylenemez—gezdiğimde de yöneticilerden çok öğrenciler ile temas kurabilmek için geziyorum.  Fakat çok hareketli bir yaşantım var.  Zamanımın çoğu okul dışında koşuşturmak ile geçiyor.  Rahat giyim önemli.  Bir de tabii koşu ayakkabısı giyerek yaşamın sonsuz bir koşu olduğunu da kendi kendime hatırlatmış oluyorum.  Bir yerlere varmak için çok koşmak gerek.

 

Bazı üniversiteler şehir üniversitesi olarak konumlanıyor. Özyeğin Üniversitesi için de aynı mı; öğrencileriniz ağırlıklı İstanbul’dan mı?

Türkiye’nin dört bir yanından öğrencilerimiz bulunuyor. Ağırlıkla İstanbul olmak üzere Antalya, Bursa ve İzmir en çok öğrenci aldığımız şehirler. Eğitime şehir içinde başlamış olmamıza rağmen gecen sene bir çok bölümü kampüsümüze taşıdık.  Fakat kampusumuz şehre yakın.  Sektörler ile iç içe olmaya çalışan bir üniversite için bu çok önemli.  Şehir içinde olursanız yer yokluğundan öğrenciye sosyal ve spor alanları veremiyorsunuz.  Fakat şehirden çok uzak olursanız da öğrenciyi yaşamdan koparıyorsunuz.  Biz İstanbul’da bu iki faktörün en iyi dengelendiği yerlerden birisindeyiz.  Hele üçüncü köprü ve metro bittiğinde şehir içinde bir kampus üniversitesi konumuna geçmiş olacağız.

 

Çekmeköy’e giderek kampus üniversitesi olması söz konusu mu?

Şu anda Altunizade ve Çekmeköy olarak iki ayrı merkezde eğitim veriyoruz. Fakültelerin hemen hepsi geçtiğimiz akademik yılın başında  geniş imkanlara sahip olan Çekmeköy kampüsünde eğitime başladı. Hukuk Fakültesi, Hazırlık Dil Okulu ile iki merkezimiz Altunizade kampüsünde çalışmalarına devam ediyor.

Çekmeköy Kampüsü dünyanın önde gelen mimarlık firmalarından RMJM tarafından tasarlandı ve çevre dostu binalara yönelik uluslararası arenada kabul gören bir sertifika sistemi olan  LEED sertifikasına Türkiye’den aday olan ilk kampus olma özelliğine sahip. 2011 Eylül ayında mühendislik binası, öğrenci merkezi, ilk yurt binası, teknolojik ve modern 15 uygulamalı laboratuvar, kütüphane, yemekhane, 350 kişi kapasiteli oditoryum, açık sportif ve rekreatif alanlar faaliyete geçti. Bu Eylül’e kadar ise ikinci yurt binası, ikinci akademik bina, spor merkezi, ve kapalı otoparklar hizmete girecek ve böylece Çekmeköy Kampüsü’nün kampüsün temel fonksiyonları tamamlanmış olacak.

 

Ve tabii Özyeğin Üniversitesi’nin İstanbul’daki yeri nedir? Kente dair özel projeler var mı?

Araştırma projelerimizin tümü iş dünyasını ilgilendiriyor.  Öğrencilerimizin hemen hepsi birden fazla işyerinde staj yapıyorlar.  Her sene en az bir uluslararası kongreyi İstanbul’a getiriyoruz.  Ama özellikle İstanbul şehrinin tümünü ilgilendiren bir projeniz var mi derseniz, Enerji, Çevre, ve Ekonomi Merkezimizin (EÇEM) yeşil binaların ve bölgelerin oluşturulması ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik ‘Sıfır İstanbul 2050’ şemsiye projesini örnek verebilirim.

Bu proje, İstanbul’da uzun dönemde meydana gelmesi muhtemel iklim değişikliğinin etkilerine yönelik çözüm önerileri geliştirmek amacıyla düzenlenen bir çalıştay ile başladı. Farklı üniversitelerden, özel sektör, kamu, belediye ve sivil toplum kuruluşlarından 60’dan fazla katılımcıyla gerçekleştirildi. Çalıştay kapsamında İstanbul’da meydana gelebilecek önemli bir değişikliğin bütün bölgeyi ve Avrupa Birliği’ni etkileyebileceği, enerji ihtiyaçlarındaki ciddi artışın olası etkileri; kirlilik ve kentsel büyüme üzerindeki sonuçları ve bunların neden olacağı sosyal problemler ele alındı. Bu çalıştay sonrası EÇEM bir dizi mühendislik ve işletme projeleri başlattı. Örnek olarak, EÇEM Avrupa Birliğinin Türkiye’ye verdiği en büyük uygulama projelerinden birisini aldı. 2012 de başlayan bu 1 milyon avroluk proje Avrupa’daki enerji verimliliğini en iyi gösterecek binalardan birisini Özyeğin Üniversitesi kampusunda kurmayı amaçlıyor. Ortaklarımız arasında İspanyol, İtalyan, İsveç ve Belçika üniversiteleri ve şirketleri var. EÇEM’in fonlanmış ve yürüyen başka İstanbul projeleri de var.  EÇEM, IBM’in tüm dünyada verdiği 24 ödülden birisini aldı ve Sıfır İstanbul 2050 dersini kurguladı. Bu ders İstanbul’un enerji, çevre, ulaşım, alt-yapı ve bunlara bağlı karbon-ayak izi problemlerini irdeliyor; değişik çözümler ve stratejiler öneriyor. Tüm öğrencilerimize açık olan bu dersin notları 2013’den itibaren IBM tarafından tüm dünya üniversitelerine dağıtılacak.

 

Özyeğin Üniversitesi’nin sosyal sorumluluk konusunda girişimcilik konusuna vurgu dikkat çekiyor.

İki yıl önce Türk üniversitelerini ziyaret eden Amerikan Devlet Dairesi (US State Department) Başdanışmanlarından Steven Koltai, üniversitemizi sadece Türkiye’de değil, ABD dışında gördüğü tüm üniversiteler arasında girişimcilik eğitimini en doğru algılayan ve en etkin şekilde veren üniversite olarak tanımlamıştı. Girişimciliği bir ülkenin olmazsa olmazlarından olarak görüyoruz. Ekonomimizin gelişmesi için, yeni istihdam olanaklarının yaratılması için girişimcilik şart. Biz de tüm kaynaklarımızla bu konuda üstümüze düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.

 

Girişim Fabrikası hakkında bilgi alabilir miyiz?

Fikir ve teknolojilerin ticarileşmesini hızlandırmak ve girişimciliğe destek vermek amacıyla Üniversitemiz ve Turkcell’in paydaşlığıyla “İş hızlandırma merkezi” formatında kurulan Girişim Fabrikası’nın faaliyetleri de Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi’nin çatısı altında koordine ediliyor. Girişim Fabrikası’nın paydaşları arasına, bu yıl Doğa Girişim ve Tahincioğlu Holding de girişimciliğe destekleri ve yatırımcı rolleri ile katıldılar. Girişim Fabrikası, girişimcinin fikrini gerçekleştirmesi için gereken tüm destekleri içeriyor. Program kapsamında mobilyalı ofis alanı, Internet, telefon gibi temel desteklerden, iş planı desteği ve kütüphane hizmetleri gibi orta seviye desteklere, ve mentörlük programı, avukatlık hizmetleri, patent/teşvik başvuruları ve mali müşavirlik danışmanlığı gibi ileri seviye desteklere kadar çeşitli destekler bulunuyor. Yeni iş ortakları ve yenilenen programıyla Girişim Fabrikası, programa kabul edilen girişimlere 15 bin-30 bin TL arasında bir çekirdek sermaye desteği de sağlayacak. Girişim Fabrikası’nın bünyesinde yer aldığı Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Merkezi ayrıca, sosyal girişimcilik alanında ve KOBİ’ler için de çalışmalar yürütüyor. Öğrencilere, akademisyenlere, KOBİ’lere ve iş fikri olan bireylere girişimcilik becerileri kazandırma amaçlı eğitim, araştırma ve erişim programları ve danışmanlık sunuyor.

 

10.000 Kadın Girişimci Sertifika Programı, hakkında bilgi alabilir miyiz? Kaç kadına destek verildi? Ne tür destekler? Kadınlar hangi kentten? Kimler başvurabilir? vb…

Özyeğin Üniversitesi olarak, Goldman Sachs Vakfı işbirliği ile üç yıldır ülkemizdeki kadın girişimci sayısının artırılması amacıyla 10.000 Kadın Girişimci Programı’nı yürütüyoruz. Güçlü kadın girişimleri yaratmak, ülkemizdeki kadın girişimci profiline olumlu yönde katkı sağlamak ve ekonomiyi tek bacakla koşmaktan kurtarmaya biraz olsun katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Programda işlerini büyütme potansiyeline sahip kadınlara işletme ve yöneticilik eğitimleri vererek destek olunuyor. Mezunlar bir yıl süresince de mentörlük ve danışmanlık hizmetinden faydalanıyor. Dünya çapında 42 ülkede yürütülen programla Türkiye’de bugüne dek 168 kadına eğitim verildi. Hedef 400 mezun. Programa, işini büyütmek isteyen tüm kadınlar başvurabiliyor. Yılda bir defa gerçekleşen başvuru döneminde, bu yıl 120 kadın girişimci programa kabul edildi.

 

Tatvan Kırsal Kalkınma Projesi hakkında bilgi alabilir miyiz?

Hüsnü M. Özyeğin Vakfı’nın Bitlis’in Kavar Havzası’nı kalkındırma amaçlı gerçekleştirdiği çeşitli projelere iki yıldır destek veriyoruz. Bu uzun soluklu program kapsamında Kavar Havzası’nda bulunan 6 köy ve 5 mezrada sosyal ve ekonomik gelişime ve yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik çalışmalar yapılıyor. Örneğin, “Güneşli Okullar, Sulu Tarlalar” isimli proje ile yine vakfın kurduğu sekiz derslikli bir ilköğretim okulunun kendi elektriğini üretmesi sağlandı. Vakıf, Üniversite, Young Guru Academy, IBM ve ANEL işbirliğiyle ortaya çıkan proje sayesinde ilköğretim okulu, kışın aldığı güneş ışınlarıyla kendi elektriğini üretiyor, yaz aylarında ise civardaki tarlalar sulanabiliyor. Sistem Üniversitemizin Enerji Çevre ve Ekonomi Merkezi’nin desteğiyle kuruldu. Aylık elektrik tüketiminde %40 tasarruf sağlanması hedefleniyor. Bölgede bundan sonraki aşamada yapılması planlanan projeler, buradan elde edilen veriler göz önüne alınarak değerlendirilecek.

Diğer bir proje ise Vakfın üniversitemiz, YGA, Microsoft ve Pearson işbirliğiyle gerçekleştirdiği tekno-kütüphane.  Bu kütüphane bilgisayar, projektör, ses sistemi alt yapısıyla uzaktan eğitime imkan veriyor. Kütüphanede kurulan “yuvarlak masa” sistemiyle, Özyeğin Üniversitesi Sosyal Girişimcilik dersi öğrencileri ilkokulun 6. ve 7. sınıflarına İngilizce eğitimleri veriyor. Derslerle öğrencilerin interaktif ve eğlenceli bir şekilde İngilizce öğrenmeleri amaçlanıyor.

Geçen yaz Özyeğin Üniversitesi öğrencisi gönüllü stajyerlerimiz ile bölgede yaz okulu uygulaması başlattık. Stajları boyunca öğrencilerimiz, bölgedeki çocuklarla kitaplar okuyup tartıştılar, tiyatro grubu kurdular, koro çalışmaları yaptılar. Kalkınma projesinin yöneticisi HMO Vakfı’ndan Nurcan Baysal’ın önayak olmasıyla Kavarlı çocuklar İstanbul’da Kardeş Türküler ile bir araya gelip prova yapma ve üniversitemizde konser verme fırsatını yakaladılar. Oditoryumdaki konser tüm Özyeğinliler için duygulu bir etkinlik oldu.

 

Özyeğin Üniversitesi’nin ‘maddi yönden erişilebilir’ olmayı hedeflemesi gerçekçi mi? Bu nasıl mümkün oluyor? Kaç burslu öğrenci var? Toplam öğrenci kaç kişi? Yılda kaç kişi alınıyor?

“Maddi yönden erişilebilir” olmak ucuz olmak demek değil. Bana göre maddi yönden erişilebilirlik, toplumun tüm ekonomik gruplarından en başarılı öğrencilerin bizde okuyabilecek olanaklara sahip olmasıdır. Bunu %100, %75 ve %50 gibi çeşitli oranlarda burslar vererek sağlıyoruz. Bu yıl üniversiteye başlayacak grupla da birlikte 3000’e yakın öğrencimizin sadece %13 burssuz olacak. Ancak burslar girişteki başarıyla da sınırlı değil. Okurken akademik performansı yüksek olanlar için başarı busları, maddi ihtiyacı olanlar için ihtiyaç burslarının önü her zaman açık. Ayrıca, kampüste yarı zamanlı çalışma ve kampüs dışında maaşlı staj olanakları da mevcut. Yalnızca geçtiğimiz dönemde 100’den fazla öğrencimiz kampüste çalıştı ve yine 100’den fazla öğrencimiz başarı ve ihtiyaç burslarından faydalandı. Bu yaz 200’ün üzerinde öğrencimizi ücretli ve sigortalı staja yerleştiriyoruz.

 

Yeni açılması planlanan Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği nasıl bir boşluğu dolduracak? Havacılık sektörü daralma sürecine girmiyor mu?

Havacılık sektöründe daralma değil, büyüme yaşanmakta. Ülkemiz havacılık sektörünün son yıllarda gösterdiği hızlı büyümenin de (2011 yıllık büyüme oranı %14) bu alanda eğitimli insan kaynağı ihtiyacını arttırdığını düşünüyorum. Ayrıca 2011 yılında yayınlanan ACI Havaalanı İstatistikleri ve Tahminleri raporunda 2030 yılına ilişkin araştırmalarda, yolcu trafiğinin dünya genelinde yıllık %4.7 oranında büyüme kaydedeceğine ilişkin tahminler yer alıyor. 2010 yılında yayınlanan,  Airbus Uçak Üreticisinin 2010-2029 yıllarını kapsayan Dünya Pazarı Tahminleri raporuna göre ise 20 yıllık yeni uçak talebinin 25,800 olacağı öngörülüyor. Ülkemizde 2011 yılında yayınlanan FTO Çalışma Grubu Raporunda da önümüzdeki 15 yıl içinde dünyadaki havacılık sektörünün pilot ihtiyacının 300.000’ den az olmayacağı belirtiliyor. Bu sonuç, yılda yaklaşık 20.000 pilot ihtiyacı demek. Ülkemizde ise yılda 500 pilota ihtiyaç duyulacağının göstergesi.

Bu verilere dayanarak, üniversitemizde geçtiğimiz yıl açılan Sivil Havacılık Yüksekokulu’nun, havacılık sektörünün kalifiye insan kaynağı ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol oynayacağını düşünüyorum. Geçen yıl ilk öğrencilerini kabul ederek eğitime başlayan Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programı ile havayolları, havaalanları ve diğer havacılık işletmelerinde görev yapacak geleceğin yöneticilerini yetiştirmeyi hedefliyoruz. Yüksekokul bünyesinde kurulan ve bu yıl ilk pilot adaylarını kabul edecek Pilot Eğitimi Lisans Programı ile ise, sektördeki mevcut pilot ihtiyacını alanının en iyilerini yetiştirerek karşılamayı amaçlıyoruz.

 

Ve son olarak, Özyeğin Üniversitesi İşletme Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Tolga Akçura’nın geliştirdiği modele göre sosyal medyada en “etkili” üniversiteler ve rektörler hangileri? Genel olarak etkili isimlerin İstanbullu olma oranı nedir?  

Doç. Dr. Tolga Akçura’nın geliştirdiği model, markanın kullanıcılarıyla beraber değer yaratma sürecini en iyi yöneten, gerekli bilgi teknolojilerini ve alt yapılarını kuran ve geliştiren markaların en kaliteli markalar olarak algılandığı bulgusuna dayanıyor. Üniversiteler söz konusu olduğunda da, üniversite topluluğunun sosyal medyada ürettiği içerikle yönetime katkısı üniversite markasının kalitesini belirleyici bir özellik haline geliyor. Bu konuda Tolga Hocamın hem Tübitak, hem de Girişim Fabrikası desteğiyle çalışmaları sürüyor. Araştırmasının ön sonuçlarına göre, vakıf üniversiteleri arasında, etki sıralamasında aşağıdaki tablo ortaya çıkıyor. “Etki”nin iki temel parametresi, sosyal medyada katılım ve görünürlük. Sosyal medyada kullanılan dil açısından da (Türkçe ve İngilizce) sonuçları ikiye ayırmak mümkün.

Üniversiteler

Rektörler

Türkçe

İngilizce

Türkçe

İngilizce

1

Bahçeşehir

Bahçeşehir

Mustafa Aydın

Erhan Erkut

2

Yeditepe

Kadir Has

Abdullah Atalar

Mustafa Aydın

3

Bilgi

Yeditepe

Erhan Erkut

Abdullah Atalar

4

Kadir Has

Kültür

Nevzat Tarhan

Güven Sak

5

Aydin

Okan

Umran Inan

Umran Inan

6

Doğuş

Doğuş

Guven Sak

Nevzat Tarhan

7

Fatih

Beykent

Ziya Güvenç

Necdet Pamir

8

Özyeğin

Özyeğin

Şerif Ali Tekalan

Ziya Güvenç

9

Kültür

Aydin

Ünsal Ban

Nihat Berker

10

Koç

Koç

Nihat Berker

Şerif Ali Tekalan

Yukarıdaki tabloya göre, rektörler bazlı baktığımızda etkili isimlerin %60’ı İstanbul, geri kalanı Ankara üniversitelerinden. Üniversite bazlı bakıldığında İstanbullu üniversiteler yine ön sırada.

 

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Üniversite secimi yapmaya çalışan adayların mutlaka hedefledikleri okulları ziyaret etmesini ve akademisyenler ile görüşmesini öneriyorum.  Staj ve kariyer gelişimi olanaklarına özellikle dikkat etmeliler, ve mezunlarının ne durumda olduğunu sorgulamalılar.

Yazar Hakkında

Erhan Erkut

Bir Yorum Yazın