Analiz

Neden Daha Çok Rektör Twitter’de Değil?

Geçtiğimiz günlerde İnsan, Toplum ve Teknoloji Derneği’nin yapmış olduğu “Sosyal Medya’da En İyi İlk 10 Üniversite” araştırmasında Türkiye’nin en yüksek Twitter takipçi oranına sahip olan ve en çok Tweet gönderen Rektörü olarak gösterildim ve 5 Mayıs 2012 tarihinde düzenlenen “Yüksek Öğretimde Sosyal Medya Uygulamaları” çalıştayına katıldım.  İlk once şunu söylemek istiyorum: bu çalışma aslında “en aktif” üniversite ve rektörleri belirledi.  “En iyi” ile “en aktif” arasında takdir edersiniz ki epey bir fark var.  Sosyal medyada en aktif rektörü bulmak için sadece rakamlara bakmak yeterli, ama sosyal medyayı en iyi kullananı belirlemek çok daha zor.

Bu çalışmadan öğrendiğim kadarıyla, Türkiye’deki rektörlerin neredeyse %80’inin Twitter hesabı yok.  Bu rakam Amerikan istatistikleri ile birebir örtüşüyor.  (Pew Internet’in araştırmasına göre Amerikan rektörlerinin sadece %18’i tweet yazıyor. http://www.pewinternet.org/Reports/2011/College-presidents/Report/Part-3.aspx)

“Sen neden bu kadar çok tweet yazıyorsun?” sorusuna cevap vermek benim için oldukça kolay.  Çalıştayda bundan biraz bahsettim.  Özetlemek gerekirse, bu mecranın kişiliğime uygun olması, yıllardır teknoloji ile iç içe olmam, öğrencilerimle iletişimi kolaylaştırması ve üniversitemi aday öğrencilere (ve tüm topluma) tanıtmak diyebilirim.  Paydaşlarımızın yoğun olarak kullandığı bir mecrada var olmamak benim için düşünülemeyecek bir alternatif.  Fakat “Diğer rektörler neden Twitter’de yoklar?” sorusuna bir cevap vermek ise daha zor. 

Geçenlerde araştırmacı gazeteci Bay Kuş, Rektör Ötmez ile bu konuda bir söyleşi yaptı.  Rektör Ötmez, neden daha çok rektörün Twitter’de olmadığını açıklamaya çalıştı.  Bay Kuş ise bu açıklamalar hakkında düşündüklerini not aldı.  Bu söyleşiyi ilk defa aşağıda yayınlıyoruz.

 

Rektör Ötmez: Rektörlerin Twitter’de olmamasının en önemli nedeni zaman.  Günümüzün rektörleri aslında birer CEO (“Genel Mudur”).  Binlerce kişi çalıştıran ve onmilyonlarca liralik bütçeleri olan kurumları yönetiyorlar.  Kurumlarının entelektüel lideri olmanın yanında, öğrencilerle ilgilenmek, üniversitelerini tüm paydaşlara tanıtmak, devletin çeşitli kurumları ile ilişkileri yürütmek, medya ile ilişki kurmak gibi görevleri de üstlenmiş durumdalar.  Hızla değişen eğitim teknolojilerini takip etmek, uzaktan eğitim ve yaşam boyu eğitim gibi önemi gitgide artan konularla ilgilenmek, akreditasyon peşinde koşmak, endüstriyle işbirligi, yerel kuruluşlarla ortaklıklar, uluslararası işbirlikleri yapmak ve yeni finansman kaynakları bulmak gibi birçok aktiviteye zaman bulmaları gerekiyor. Üniversitenin büyüklüğüne ve devlet üniversitesi mi vakıf üniversitesi mi olduğuna bağlı olarak zaman bütçeleri değişiklik gösterse de, hepsi çok ağır zaman talepleri altındalar.  Her insan için en önemli kaynak zaman–geri getirilmesi mümkün olmayan tek kaynak. 

Bay Kuş: Bir tweet iki dakika alır.  İki dakikalık bir pencere defalarca açılır—şoförlü araçta, sıkıcı bir konuşmada, iki toplantı arasında, televizyon izlerken, …

Rektör Ötmez: Teknoloji okur-yazarlığı en hızlı öğrenim çağında gelişir.  Internet 1995’den sonra popüler hale geldi.  Günümüzün rektörlerinin büyük bir kısmı o tarihte çoktan eğitimlerini bitirip akademisyenliğe başlamışlardı.  Bu nedenle, internet ve internet ürünlerini kullanım oranları, toplumun genç kesimlerine göre daha düşük olabilir.

Bay Kuş: Yaşlı kuşak argumanı rektörler için geçerli değil. Pew İnternet çalışmasına göre, rektörlerin %90’ı bilgisayar ve akıllı telefon kullanıyor. 

Rektör Ötmez: Sosyal medyada var olmanın faydasını ölçmek kolay değil.  Belki ileride bazı ölçüm teknikleri geliştirilecek.  Maliyeti belli (zaman) ama getirisi şimdilik belirsiz bir aktiviteyi reddetmek anlaşılabilir bir davranış.

Bay Kuş: İmaj araştırması yapan kuruluşlar ölçmenin yolunu mutlaka bulacaklar.  Esas konu, rektörlerin sosyal medyanın önemini kavrayamamış olması. 

Rektör Ötmez: Birçok vakıf üniversitesinin mütevelli heyeti üyeleri sosyal medyaya önem vermiyorlar ve kullanmıyorlar.  Bu üyeler üniversitenin rektörünün de sosyal medyayı kullanmasını beklemezler; hatta zaman kaybı olarak değerlendirebilirler.

Bay Kuş: Zamanla, özellikle profesyonel dünyadan gelen mütevelli heyeti üyeleri üniversitenin sosyal medyada aktif olmasını talep edeceklerdir 

Rektör Ötmez: Rektörlerin büyük çoğunluğu sosyal medyada olmadığından, öğrenciler, anne-babalar, mezunlar ve diğer paydaşların böyle bir beklentisi yok.  Ayrıca yine rektörlerin çoğu sosyal medyada olmadığından, meslektaş baskısı (peer pressure) yok 

Bay Kuş: Bu baskının oluşması sadece zaman meselesi.  Vakıf üniversitelerinde Twitter kritik kütleye ulaştı bile (kurumsal twitter hesabı orani %75). 

Rektör Ötmez: Sosyal medyayı kontrol etmek hemen hemen imkansız.  Hangi mesajin nerelere çekilebileceği, nasıl yorumlanabileceği, kimler tarafından kampanya konusu yapılabileceği, ne tür cevaplar doğurabileceği çok belirsiz.  Birçok rektör, konumları gereği böylesine kontrolsüz bir ortama çıkmak istemiyor.

Bay Kuş: Hayat böyle.  İnsanlar konuşacak, yazacak.  Siz tweet atsanız da atmasanız da.  Dedikodu en eski eğlencelerden birisi. 

Rektör Ötmez: Twitter’de yazdığınız herşey tüm dünyaya açık.  Diyelim ki değişik konularda 1,000 tweet attınız.  Basit bir kelime analizi ile dünya görüşünüz, siyasi duruşunuz, tuttuğunuz takım, alışkanlıklarınız, tatil eğilimleriniz, okuduğunuz kitaplar vs. ortaya çıkar.  Yani tam anlamıyla profiliniz çıkarılabilir.  Üst düzey yöneticiler toplum tarafından bu kadar yakından tanınmak istemeyebilirler 

Bay Kuş: Ne yazıp ne yazmayacağı yazana bağlı.  Profilini dünyaya açık etmekten kaçınmayan her konuda yazar, daha gizli kalmak isteyen daha az yazar.

Rektör Ötmez: Tüm dünyaya açık bir platformda görüş belirtmek, herkes için bir ürkeklik nedenidir.  Hele konumu gereği bilgili olması ve entelektüel liderlik yapması beklenen birisi için bu ürkeklik çok daha yüksek seviyededir.  “Koskoca rektörün ettiği lafa bak” cevabı birçok rektör için korkulu bir rüya olabilir.  Kanımca performans çekingenliği, rektörlerin sosyal medyada daha çok bulunmamasının önemli nedenlerinden birisidir. 

Bay Kuş: Performanstan çekinen rektör olmasın. Toplumun beklentileri var. “Ya hata yaparsam” diyerek sorumluluktan kaçamazsınız. Herkes hata yapar.

Rektör Ötmez: Türk kültüründe güç mesafesi (yani eşitsizliğin varlığı ve kabulü) yüksektir ve yönetim tarzı hiyerarşiktir.  Buna ek olarak, Türk üniversitelerinin tarihi gelişim sürecinde rektörler çok güçlü bir konuma gelmiştir.  Bu konum rektörü ulaşılamaz yapmış ve iletişimi olumsuz yönde etkilemistir.  Sosyal medyanın enformal, açık ve geveze kültürü, rektörün kendi imaji ile örtüşmemektedir. 

Bay Kuş: Cumhurbaşkanı bile Twitter’de iken rektörlerin güç mesafesi nedeniyle dışarıda kalması garip.  Zaten rektör kral değil hizmetkar olmalı.

Rektör Ötmez: Bazı ülkelerde tam anlamıyla fikir ve konuşma özgürlüğü var demek zor.  Güçlü birisinin hoşuna gitmeyen birşey söylediğinizde çesitli şekillerde baskı altında kalabilirsiniz.  Rektörlerin yazdığı şeyler sıradan kişilerin yazdıklarından daha çok dikkat çekebilir.  Bazı ülkelerin basını ve akademisyenleri çesitli neden ve yöntemler ile susturulmuş iken, rektörlerinin Twitter’de görüş belirtmesi riskli olabilir.

Bay Kuş: Ehem, iyi ki biz böyle bir ülkede yaşamıyoruz Sayın Prof. Ötmez.  Bu mülakata ayırmış olduğunuz zaman için size teşekkür ediyorum efendim. 

 

Not 1: Hala farketmediniz ise, Bay Kuş’un her notu 140 karakterin altinda. :-)

Not 2:  Bu yazıyı yazarken aşağıdaki kaynaktan yararlandım:

http://www.mstoner.com/uncategorized/why_college_presidents_arent_more_social/

Şunu da önerebilirim: http://home.admissionsguy.com/?p=298

Yazar Hakkında

Erhan Erkut

Bir Yorum Yazın